Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Aynalar Hep Doğru mu Söyler?

Cevap olarak diyebiliriz ki; Elbette hayır. Dalkavuk aynalar vardır mesela; sizi maydanoz kadarken çınar kadar haşmetli gösterir. Ya da aşağılayıcı aynalar vardır; sizi çınar kadarken maydanoz kadar gösterir. Evet, bazı aynaların yalan söylediği doğrudur. Ama gerçek hoşuna gitmediği için doğru aynaların yalan söylediğini kabul etme eğilimin de olanların çokluğu da o kadar gerçek.

…insan, cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle nefsini sever. Belki evvelâ ve bizzât yalnız zâtını sever, başka herşeyi nefsine feda eder. Mabud'a lâyık bir tarzda nefsini medheder. Mabud'a lâyık bir tenzih ile nefsini meayibden(kusurlardan) tenzih ve tebrie eder (uzak görür). Elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez. Nefsine perestiş eder tarzında şiddetle müdafaa eder.”

Şeytan da insanı bu zayıf damarından yakalar ve işletir:

Şeytanın mühim bir desisesi: İnsana kusurunu itiraf ettirmemektir. Tâ ki, istiğfar ve istiaze(Allah’a sığınma) yolunu kapasın. Hem nefs-i insaniyenin enaniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin; âdeta taksirattan (kusurlardan) takdis etsin (yüceltsin). Evet şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz tevil (yorum) ile tevil ettirir.

“Kabullenen ve rıza gözüyle bakan hiçbir kusur göremez.” sırrıyla: Nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez. Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiaze etmez (Alah’a sığınmaz); şeytana maskara olur. Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir Peygamber-i Âlîşan,

“Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder—ancak Rabbim merhamet ederse o başka.” Yusuf Sûresi, 12:53. dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir? Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiaze eder, (Allah’a sığınır). İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak (hak etmiş) olur.”

İşte fıtraten kendini beğenen ve şeytanı dinleyen insan kusurunu görmek istemiyor ve samimi dürüst aynalara kızabiliyor ve küsebiliyor. İnsanın kendi hakkındaki hükmü taraflı ve aldatıcıdır. O yüzden “sahici” dürüst, samimi aynalar elde etmeli öncelikle. Sonra da şairin dediği gibi “Aynalar! Söyleyin bana ben kimim?” diye sormalı.

Gerçek dostlar dürüst gerçekçi aynalardır. “Gerçek” bize dokunsa da, incitse de ona inanmalıyız ki, hata-kusur-ayıbımızı giderebilelim. Hastalığımızı kabul edelim ki, tedavi sürecine girebilelim.

Bir de şunu bilelim: Ayna seni kötü göstermiyor; sendeki kötülüğü gösteriyor. “Sen kötülükten ibaret değilsin. Üzerine ariyeten bir kötülük konmuş bu size yakışmıyor; kötülüğünü gider.” Diyor.

Dostun koynundaki-boynundaki-sırtındaki akrebi dostuna söylemesi dostluğunun gereğidir, kardeşliğinin nişanesidir. O dostun da bu ihbarı yapan kişiye minnettar ve müteşekkir olması da aklın-hikmetin gereğidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Sıtkı Göksu Arşivi